temizlik-imandansa-bu-pislik-neden

TEMİZLİK İMANDANSA, BU PİSLİK NEDEN?

İnancımız dilimizde, kirlettiğimiz dünya gözümüzün önünde!

“Temizlik imandandır!” Bu sözü ne kadar çok duyuyoruz, değil mi? Peki, bu güzel söz hayatımıza ne kadar yansıyor? Dillerimizden dinimizi, imanımızı, Allah’ı ve kitabı düşürmezken yaşadığımız çevreyi neden çöplüğe çeviriyoruz? İnandığımız değerlerle yaptıklarımız arasındaki bu büyük çelişkiyi daha ne kadar görmezden geleceğiz?

İnsan sormadan edemiyor: Temizliğin imanın bir parçası olduğuna inanıyorsak, neden sokaklarımız pislikten geçilmiyor?

Sözde Müslümanız, peki ya davranışlarımız?

İslam bize temizliği, güzel ahlakı, kul hakkını gözetmeyi ve çevremize karşı sorumluluk sahibi olmayı öğütler. İnancımızın yalnızca dilimizde değil, davranışlarımızda da yaşaması gerekmez mi? Elbette gerekir!

Ama gelin görün ki sokaklarımızda, parklarda, sahillerde, deniz ve dere kenarlarında karşılaştığımız manzara, bu değerleri ne kadar hayata geçirdiğimizi sorgulatıyor. Yediğimiz yiyeceğin ambalajını, içtiğimiz suyun şişesini, elimizdeki çöpü hiç düşünmeden sokağa atıyoruz. Piknik yaptığımız alanları kirletiyor, denizlerimizi çöplerle dolduruyor, derelerimizi adeta birer atık kanalına dönüştürüyoruz.

Sonra da dönüp dinimizden, imanımızdan, ahlakımızdan söz ediyoruz.

Peki, bunun adı nedir?

İnancımızı anlatmak kolaydır; asıl mesele, o inancın gereğini yaşamaktır.

Bir insanın ne kadar dindar olduğunu yalnızca söylediği sözlerden anlayamayız. Onun ahlakına, davranışlarına, başkalarının hakkına gösterdiği saygıya ve yaşadığı çevreye karşı duyduğu sorumluluğa da bakmalıyız.

Çünkü temiz bir çevre, yalnızca belediyelerin görevi değil, hepimizin ortak sorumluluğudur.

Gâvur dediğimiz toplumlar bize ne anlatıyor?

Yıllardır bazı toplumları küçümseyerek “gavur” diye nitelendiriyoruz. Peki, o toplumların sokaklarında gördüğümüz düzeni, temizliği ve ortak yaşam kültürünü hiç kendimize örnek almayı düşündük mü?

Elbette her ülkede çevreyi kirleten insanlar vardır. Hiçbir toplumu bütünüyle kusursuz göstermek doğru değildir. Ancak bazı ülkelerde insanların ortak alanları temiz tutmak için gösterdiği özen, kurallara uyma alışkanlığı ve çevre bilinci hepimize önemli dersler veriyor.

Birçok insanın elindeki sigara izmaritini yere atmaktan çekindiği, çöpünü uygun yere bıraktığı, parkları ve kaldırımları kendi evinin bir parçası gibi koruduğu toplumlar var.

Peki, biz neden aynı hassasiyeti gösteremiyoruz?

Neden kendi ülkemizin sokaklarını, sahillerini, ormanlarını ve dere kenarlarını korumak yerine kirletiyoruz? Neden tatil yaptığımız yerde arkamızda çöp yığınları bırakıyoruz? Neden yaşadığımız şehri temiz tutmayı başkasının görevi sanıyoruz?

Başkalarının temizliğine hayranlık duymak yetmez; kendi ülkemizde de temizliği bir yaşam kültürü hâline getirmeliyiz.

Unutmayalım ki medeniyet yalnızca yüksek binalarla, geniş yollarla ve gösterişli yapılarla ölçülmez. Medeniyet, insanın yaşadığı yere nasıl davrandığında da kendini gösterir.

Din, yalnızca dilde değil, hayatta yaşanmalıdır.

Ne yazık ki bazen din, iman ve ahlak üzerine uzun uzun konuşuyoruz; fakat günlük hayatımızdaki en basit sorumlulukları yerine getirmiyoruz.

Bir yandan Allah'ın adını anıyor, diğer yandan ortak kullanım alanlarını kirletiyorsak burada ciddi bir çelişki yok mudur?

Bir yandan çocuklarımıza güzel ahlakı öğütleyip diğer yandan onların gözleri önünde çöpümüzü sokağa atıyorsak, onlara nasıl örnek olabiliriz?

Çocuklarımız bizden yalnızca sözlerimizi değil, davranışlarımızı da öğreniyor. Yere çöp atan bir anne babanın, çocuğuna çevre temizliğini anlatması ne kadar inandırıcı olabilir?

İnanç, insanın vicdanını güçlendirmeli; vicdan da davranışlarına yön vermelidir. Gerçek sorumluluk, kimsenin bizi görmediği yerde de doğru olanı yapabilmektir.

Kimsenin görmediği bir yerde yere çöp atmamak da ahlaktır. Başkasının temizlediği yeri kirletmemek de kul hakkına saygının bir gereğidir.

Üstelik çevreyi kirletmenin bedelini yalnızca biz ödemiyoruz. Kirlenen denizler, zarar gören canlılar, kirli sular ve bozulan doğal yaşam gelecek nesillerin de hayatını etkiliyor. Bugün sorumsuzca attığımız bir çöp, yarın çocuklarımızın yaşayacağı dünyanın yüküne dönüşüyor.

Temiz bir ülke istiyorsak önce kendimizden başlamalıyız.

Elbette belediyelerin sokakları temiz tutmak, çöpleri düzenli toplamak ve çevre düzenini sağlamak gibi önemli görevleri vardır. Kurumlar görevlerini eksiksiz yerine getirmeli, çevreyi kirletenlere karşı gerekli önlemler alınmalıdır.

Ama kendimize de şu soruyu sormalıyız: Belediyeler her yeri temizlese, biz aynı yerleri yeniden kirletmeye devam etsek sorun çözülür mü?

Hayır!

Çünkü temizlik yalnızca temizlik görevlilerinin süpürgesiyle değil, insanların vicdanıyla başlar.

Çöpümüzü çöp kutusuna atmak, piknik yaptığımız alanı temiz bırakmak, denize ve dereye atık atmamak, çevremizdeki insanları da duyarlı olmaya teşvik etmek zorundayız. Bunlar büyük fedakârlıklar değil; medeni bir toplumda yaşamanın en temel gerekleridir.

Çevre temizliği konusunda çocuklarımıza küçük yaşlardan itibaren sorumluluk kazandırmalı, okullarımızda ve ailelerimizde bu bilinci güçlendirmeliyiz. Çünkü temiz bir çevre, yalnızca bugünün değil, yarının da meselesidir.

Son söz: İmanımızı sözlerimizle değil, davranışlarımızla gösterelim!

Artık kendimizi kandırmayı bırakalım.

Dinimizi dilimizden düşürmemek elbette önemlidir; fakat inandığımız değerleri hayatımıza taşımak çok daha önemlidir. İbadetlerimiz kadar ahlakımızı, sözlerimiz kadar davranışlarımızı, kendi rahatımız kadar başkalarının yaşam hakkını da düşünmeliyiz.

Bir insanın yere attığı küçücük bir çöp, belki ona önemsiz görünebilir. Ama milyonlarca insan aynı sorumsuzluğu gösterdiğinde ortaya koca bir çevre felaketi çıkar.

Temizlikten söz edip çevremizi kirletiyorsak, inandığımız değerlerle davranışlarımız arasındaki mesafeyi sorgulamak zorundayız.

Sokaklarımızı, parklarımızı, denizlerimizi ve derelerimizi koruyalım. Yaşadığımız ülkeye, doğaya ve birbirimize karşı sorumluluğumuzu bilelim. Dinimizi yalnızca sözlerimizde değil, güzel ahlakımızda, dürüstlüğümüzde, merhametimizde ve çevremize gösterdiğimiz saygıda da yaşayalım.

Çünkü bu dünya bize atalarımızdan kalan bir miras olduğu kadar, çocuklarımızdan ödünç aldığımız bir emanettir.

Son olarak herkese birkaç soru sormak istiyorum:

Dindarlığımızı anlatırken kirlettiğimiz sokaklardan utanmıyor muyuz?

Temizliğin imanın bir parçası olduğunu söylüyorsak, neden çevremizi korumak için aynı hassasiyeti göstermiyoruz?

En önemlisi…

Biz nasıl bir ülkeyi çocuklarımıza bırakmak istiyoruz: Çöplerin içinde yaşayan bir ülkeyi mi, yoksa temizliğiyle, ahlakıyla ve insanlığıyla örnek olan bir ülkeyi mi?

Cevabımızı yalnızca sözlerimizle değil, her gün yaptıklarımızla verelim.

Unutmayalım: Temizlik çöp kutusuyla başlar ama vicdanla anlam kazanır. İnanç dilde kalırsa sözden ibaret olur; davranışa dönüşürse hayata değer katar...

Yorumlar(0)
Yorumunuz minimum 30 karakter olmalıdır.
Müşteri destek ekibimiz sorularınızı cevaplamak için burada. Bize herşeyi sorabilirsiniz. WhatsApp ile size anında dönüş yapılacaktır.
Merhaba, size nasıl yardımcı olabilirim?